Gafil Olmayın Ne Demek?
Son zamanlarda sosyal medyada bir kelime daha cirit atmaya başladı: “Gafil olma!” Kimi için bir uyarı, kimi içinse sadece boşa harcanmış bir cümle. Ama nedir bu “gafil olma” durumu? Ne zaman ve neden “gafil olmamız” gerektiğini sorgulamalı mıyız? Bu yazı, bir anlamı olan bir uyarı mı, yoksa sadece bir laf kalabalığı mı? İzmir’de genç bir yetişkin olarak, her şeyin biraz daha hızlı aktığı, her gün bir yenilikle karşılaştığımız şu dijital çağda, “gafil olma” meselesine farklı bir bakış açısı getirmenin zamanı gelmiş gibi hissediyorum. Hadi gelin, biraz kafa yoralım.
Gafil Olmak Ne Demek?
Öncelikle, kelimenin kendisine bir bakalım. “Gafil” Türkçede genellikle dikkatsiz, sorumsuz ya da bir konuda bilgisiz anlamlarında kullanılır. Yani “gafil olma” derken aslında kişiye bir tür uyarı yapıyoruz: “Dikkatli ol, etrafında olup biteni gör, düşüncelerine sahip çık!” Basit gibi görünüyor, ama bu uyarı zaman zaman o kadar sık yapılıyor ki, etkisi giderek zayıflıyor. “Gafil olma” dediğinde, aslında bir insanın bir konuda bilinçli olmasını bekliyorsun. Fakat bu kadar sık tekrarlanan bir uyarı, gerçek anlamını yitirmeye başlıyor.
Gafil Olma – Bu Uyarı Gerçekten Gerekiyor mu?
Beni düşündüren bir diğer nokta, “gafil olma” uyarısının ne kadar yerinde olduğudur. Çünkü “gafil olmak” demek, bir yandan da hayatın akışına kayıtsız olmak, gündemi takip etmiyor olmak anlamına geliyor. Peki, gerçekten her an her konuda her şeyi takip etmek mi zorundayız? Hangi birimiz sabahları kafamızda milyonlarca konu ile uyanıyoruz ve bunları takip edebiliyoruz? Tabii ki bunların içinde günlük iş, okul, arkadaşlar, aile meseleleri, bir de tüm dünya gündemi var. Sadece “gafil olma” uyarısı almak, bazı zamanlarda sorumlulukların önüne geçebilecek kadar da bıktırıcı olabiliyor.
Günümüz dünyasında her şey çok hızlı. Teknolojinin, sosyal medyanın, haberlerin, olayların birbirine girmesi, insanı o kadar dağınık hale getiriyor ki; bendeniz gibi birinin sabah uyanıp kahvaltı yaparken bile “gafil olmamak” adına bir şeyler okumaya çalışması, aslında sinir bozucu bir hal alabiliyor. Çünkü bir konuda düşüncelerini netleştiremeden, başkalarının senin adına düşündüğü şeylere boğulmak da bir anlamda “gafil olmak” değil midir?
Gafil Olma: Güçlü Bir Uyarı mı?
Evet, “gafil olma” her zaman bir uyarıdır, bir çağrıdır, ama bazen biraz abartılı. Her an dikkatli olmak zorunda değiliz, öyle değil mi? Ya da hayatı bu kadar sorgulayıp üzerine düşünmeye, kaygı yapmaya ne kadar ihtiyacımız var? Bence bazen “gafil olma” uyarısı gerçekten faydalı olabilir, ancak bunun dozajı çok önemli. Kendimizi her an gözlemlemek ve başkalarına kendi düşüncelerimizi dayatmak, eninde sonunda tükenmişlik hissine yol açar.
Örneğin, bir olay karşısında “gafil olma” denildiğinde, aslında bu çoğu zaman bir başka insanın bakış açısını kabul etmemiz için yapılmış bir girişimdir. “Gafil olma” demek, “senin bakış açın yanlış, bak benim bakış açım doğru, buna göre hareket et” demek değil mi? Bunu her zaman kabul etmek zorunda mıyız? Herkesin bakış açısı doğruluğuna göre mi şekillenmeli? İşte burada biraz araya giren bir eleştiri var. O yüzden bu uyarıyı bazen klişe buluyorum. Bir bakıma, sürekli “gafil olma” uyarısı yapmak, insanların düşüncelerini kısıtlamak gibi de bir şey olabilir.
Gafil Olmak: Sınırları Zorlamak mı?
Diğer yandan, “gafil olma” cümlesi, çoğu zaman hayatımıza da bir sınır koyuyor. Dikkatli olmak bir sınırdır, ki bu da bizi rahatça hareket etmekten alıkoyabilir. Aslında dikkatli olmanın ne zaman aşılması gerektiğini bilmek de önemli. Bazen hayatı yakalamak, risk almak ve bir adım atmak, gafil olmamak değil, o sınırları zorlamak olur. Herkesin düşünceye boğulduğu, analize tabi tutulduğu, her gün bir şeylerin en ince ayrıntısına kadar sorgulandığı bir dönemde; biraz rahatlamak, belki de “gafil olmak” demek bir devrim olabilir.
Çünkü, gafil olmak demek, düşünceleri bir kenara bırakıp, sadece yaşamak demek değildir. Bazen “gafil olma” cümlesi, aslında o anki düşünceleri, endişeleri bir kenara bırakıp, mevcut anı daha fazla hissetmek anlamına gelir. Gerçekten, bazen gafil olmak, sadece kendi bildiğinizi yapmak, sevdiklerinizle daha fazla zaman geçirmek anlamına gelebilir. Bunu anlamak ve yaşamak da bazen “gafil olmamak”tan daha derindir.
Gafil Olmanın Güçlü ve Zayıf Yanları
Bir şeyi anlayabilmek için, hem güçlü hem de zayıf yönlerine bakmak gerek. Gafil olmanın güçlü yanı, bazen yaşadığımız anı tüm zorluklardan, karışıklıklardan arındırarak sadece hissetmeyi sağlayabilir. Ama zayıf yanı, her anın bir fırsat olduğu ve bu fırsatları kaçırma riski taşıdığı gerçeğidir.
“Her şeyi zamanında yapmak”, “gafil olmamak” diye sürekli vurgulamak, insanı bir tür kaygı bozukluğuna da itebilir. Bir noktada, insan her şeye sahip olmak isterken, aslında bu tür “gafil olma” gibi uyarılarla, kendi içindeki huzuru kaybedebilir. İşte o zaman, hayata bakış açısı birden bire bozulur. Her şeyin mükemmel olmasını beklemek yerine, bazen yaşanan anı kabullenmek, en büyük rahatlama olabilir.
Sonuç: Gafil Olmak mı, Hayatın Anını Yaşamak mı?
Sonuç olarak, “gafil olma” deyimi, aslında çok fazla kaygı yaratmak yerine, biraz da eğlenceli olmalı. Her zaman her konuda dikkatli olmak, her şeyin farkında olmak, günün sonunda seni belki de “gafil olma”dan daha fazla sıkıştırır. O yüzden, bu kadar sık kullandığımız bu uyarıya bir düşünmeliyiz. Acaba her durumda “gafil olmamak” mı, yoksa bazen hayatın anını “gafilce” yaşamak mı daha doğru?
Bunu sorgulamak gerek. Hayat, zaten o kadar karışık ki, bir de “gafil olma” baskısı olmasaydı, belki çok daha rahat olurduk. Kendi düşüncelerimizle, zamanımızı verimli bir şekilde geçirsek, belki “gafil olma” uyarısını da daha az duyardık, kim bilir?