İçeriğe geç

Çağdaş ne demek tarih ?

Çağdaş Ne Demek Tarih? Farklı Yaklaşımlarla Bir Kez Daha Düşünmek

İçimdeki Mühendis: Analitik Bakış

Konya’nın sakin sokaklarında yürürken, kafamda her zaman bir soru döner: Çağdaş ne demek tarih? Gerçekten düşündüğümde, bu sorunun içinde derin bir anlam barındırıyor. İçimdeki mühendis şöyle diyor: “Bu soruya bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşmak gerek.” Çağdaş, bana göre, zamanın evrimsel bir parçasıdır ve tarihsel bir bağlamda, insanlık tarihinin gelişim çizgisinde, bir dönüm noktasıdır.

Mühendislik perspektifinden bakınca, çağdaşlık, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin bir yansımasıdır. Tarihsel olarak, çağdaş dönemi tanımlarken, endüstri devriminden itibaren insanın yaşamını dönüştüren büyük teknolojik atılımları göz önünde bulundurabilirim. Bugün, sanayi devrimi, elektrik, internet ve yapay zeka gibi gelişmeler, çağdaş tarih olarak kabul edilebilecek önemli adımlardır. Bu bakış açısına göre, çağdaşlık, sadece bir zaman dilimi değil, insanlığın yarattığı devrimsel değişimlerin bir izidir.

Ama… içimdeki insan tarafım burada hemen devreye giriyor. Çünkü mühendislik kadar soğuk ve hesaplı değil. “Peki ya insanların yaşadığı sosyal, kültürel, duygusal değişimler?” diye soruyor. Çünkü sadece teknoloji ya da bilim değil, insan hayatının kendisi de çağdaşlık kavramını şekillendiriyor.

İçimdeki İnsan: Duygusal ve Toplumsal Bakış

İçimdeki insan tarafı daha duygusal bir bakış açısına sahip. Çağdaşlık sadece bir teknoloji ya da bilimsel atılım meselesi değil. Her şeyden önce, insanlık tarihinin bir parçasıdır. Benim için çağdaş olmak, yalnızca sanayi devriminin makineleşmesi veya dijital dünyanın doğuşu değil, aynı zamanda bir insanlık olarak nasıl bir toplum kurduğumuz, nasıl bir dünya inşa ettiğimiz ve bu dünyada nasıl bir arada yaşadığımızla da ilgilidir.

Toplumsal açıdan baktığımızda, çağdaşlık bir evrimdir. Fakat bu evrim, sadece bilim ve teknolojiyi değil, aynı zamanda insan hakları, eşitlik, özgürlük gibi sosyal adalet kavramlarının da yükseldiği bir süreci kapsar. Örneğin, 20. yüzyılın başlarında başlayan kadın hakları mücadelesi, ırkçılığa karşı verilen mücadeleler, LGBTQ+ haklarının savunulması… Bunların hepsi çağdaş tarihimizin önemli kilometre taşlarıdır.

Bunu biraz daha somutlaştırmak gerekirse, çağdaşlık, toplumların bireylerin değerini daha fazla kabullenmeye başladığı bir dönemi simgeler. Bu da, bir toplumu oluşturan bireylerin düşünsel, kültürel ve sosyal anlamda daha özgür olmasına olanak tanır. Tarihsel olarak bakıldığında, çağdaş olmak demek, geçmişin gerisinde kalmaktan ve eski geleneksel bakış açılarını kırmaktan başka bir şeydir.

Çağdaşlık ve Zaman: Bir Zıtlık Mı?

Burada, çağdaşlık kavramını zamanla ilişkilendirebiliriz. İçimdeki mühendis, her şeyin mantıklı bir şekilde ilerlediğini savunuyor: “Çağdaşlık, zamanın bir yansımasıdır,” diyor. Ama insan tarafım yine devreye giriyor ve şunu söylüyor: “Belki de çağdaşlık, zamanla değil, ruhla ilgilidir.” Çünkü çağdaşlık, toplumların ya da bireylerin gelişmişliğiyle, ilerlemişliğiyle alakalı olsa da, her toplumun ya da kültürün ‘çağdaş’ olma biçimi farklıdır.

Mesela Batı dünyasında çağdaşlık genellikle bireysel özgürlük, demokrasi ve bilimsel ilerlemeyle özdeşleşirken, Doğu toplumlarında tarihsel ve kültürel bağlamlar farklı şekillerde ele alınır. Bu, çağdaşlık kavramının bir yerel bağlama oturduğunda, farklı anlayışlar ortaya çıkmasını sağlar. Kimi toplumlar, geleneksel değerleri koruyarak modernleşmeyi savunur, kimileri ise tüm eski kalıpları kırarak “yeniliği” kabul eder. Yani, çağdaşlık yerel bir fenomen olarak kendini farklı şekillerde gösterir.

Örneğin, Konya’da ya da Türkiye’de bir insan için çağdaşlık, hem tarihsel olarak belirli bir noktayı ifade eder hem de toplumsal bir dönüşümün habercisi olabilir. Öte yandan, Batı’da bu kavram çok daha somut ve maddi gelişmelerle ilişkilidir. Teknolojik ilerleme, ekonomi, politika gibi faktörler Batı’daki çağdaşlık tanımını şekillendirirken, toplumsal yapılar ve kültür ise Türkiye gibi yerlerde daha belirleyici olabilir.

Sonuç: Çağdaşlık ve Zihinsel Çatışma

Sonuç olarak, çağdaşlık kavramı hem mühendislik hem de insani bir bakış açısıyla farklı şekillerde yorumlanabilir. İçimdeki mühendis, çağdaşlığı teknolojik ilerleme ve bilimsel devrimler üzerinden tanımlarken, içimdeki insan, çağdaşlığı toplumsal değerlerin, insan haklarının ve kültürel dönüşümün bir yansıması olarak görür. Aslında her iki bakış açısı da doğru olabilir, çünkü çağdaşlık sadece bir yer ve zaman dilimi değil, sürekli değişen bir dinamiği yansıtır. Çağdaşlık, teknolojinin, toplumsal yapının ve bireysel özgürlüklerin kesişim noktasındaki bir olgudur.

Bir mühendis olarak, bu çelişkili ama aynı zamanda zengin anlam katmanlarına sahip kavramı daha bilimsel bir şekilde çözümlemeye çalışıyorum, ama içimdeki insan tarafım, her zaman bir adım daha ileriye gitmek, toplumsal bağlamı da göz önünde bulundurmak istiyor. Ve belki de bu ikisi, çağdaşlık kavramını gerçekten anlamamızı sağlayacak en iyi yaklaşımı oluşturur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabettulipbetgiris.org