Evrensel Etik Değerler Nelerdir? Günlük Hayattan Birkaç Komik Sahne ile Anlatayım
Herkesin bildiği gibi, İzmir’de yaşamak demek her şeyin biraz daha renkli, biraz daha kafa karıştırıcı ve çok daha mizahi olması demek. Ben de işte o 25 yaşındaki, sürekli şaka yapan ama içten içe “acaba doğru mu yapıyorum?” diye düşünen bir genç yetişkinim. Hayat bazen sana derin felsefi sorular sordurur, ama genellikle bu soruları kahve içerek çözeriz. Neyse, gelin bu yazımda evrensel etik değerler nelerdir? sorusunu biraz eğlenceli bir dille inceleyelim. Hem de günlük hayatımızdan birkaç komik sahneyle ilişkilendirerek!
Evrensel Etik Değerler: Hani O “İyi İnsan Olma” Konusu
Birine yol verirken ya da markette sıra beklerken, insanların yüzüne bakıp “İyi bir insan olmalıyım” diyorsun, değil mi? İşte o an aslında evrensel etik değerlerle bağlantı kuruyoruz. Ama bu sadece bir ilk adım, çünkü gerçek etik değerler biraz daha karmaşık. Mesela, dürüstlük, adalet, saygı gibi değerler, genel olarak dünyada herkesin kabul ettiği temel etik değerlerden. Ancak bunlar o kadar da basit değil; hemen biraz derinleşelim.
Dürüstlük: “Hadi Ama, Gerçekten Mi?”
Şimdi, dürüstlük deyince aklınıza ne geliyor? “Yoksa birileri ‘gerçekten mi?’ dediğinde hemen ‘hayır ya, sadece şaka yapıyordum’ diyip kurtuluyor musunuz?” Yoksa sadece, “Ya tamam işte, dürüst olmak önemli ama bazen de… biraz yalan söylesek ne olur ki?” diye düşünüyor musunuz? İşte bu anlarda etik değerlerin sınırlarını sorgulamaya başlıyoruz. Gerçekten de dürüst olmak mı zor, yoksa bazen biraz yalan söylemek mi?
Geçenlerde bir arkadaşımın doğum günüydü. Çıkıp ona “İyi ki doğdun!” dedim ama içimden şöyle geçirdim: “Beni niye çağırdın ya, ben evde daha mutluydum.” Ama tabii, dışarıda “İyi ki doğdun, hayatıma kattığın renkler saymakla bitmez!” falan dedim. Etik değerler bir araya geldi mi? Evet. Yalan mı söyledim? Belki. Ama gerçekten de bazen küçük beyaz yalanlar dünyayı döndürüyor, değil mi?
Adalet: Bu Hepimizin Derdi!
Adalet de bir etik değer. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” derler ama işin içi o kadar kolay değil. Adalet, herkese eşit muamele etmekle başlar. Ancak bazen adalet, çok kişisel olabilir. Mesela geçen gün kahvede sırada beklerken, önümdeki adamın siparişini tam 3 dakika boyunca vermediğini gördüm. Neyse, ben de sabırlı bir insanım, dururum beklerim. Ama o anda içimden şöyle geçiyor: “Bir dakika, bu adam herhalde bir yıldır kahve alıyordur, bana sıra gelmez diye düşünüyor.” Adalet deyince, belki sırada bekleyen herkesin haklarını düşünmek gerekirdi ama ben ne yaptım? “Beni niye geçiyorsun?” diye bağırmadım tabii. Neyse, hayat adalet ve sırayla ilerler, öyle değil mi?
Saygı: Herkesin Alanına Saygı Göster!
Saygı da evrensel etik değerler içinde en temel olanlardan biridir. Ama bazen bu değer, arkadaşlar arasında da denemeye tabi tutulur. Mesela bir arkadaşımın o kadar kötü şarkı söylediği bir anı hatırlıyorum ki… Arkadaşımız şarkı söylüyor, hepimiz kenardan destek veriyoruz: “Aaa, harika söyledin!” Ama içimden, “Bu nasıl bir ses?” diye geçiriyorum. Saygı duymak gerek, ama herkesin sesini de duymak zorundayız. Hem bak, ben bile şarkı söyleyebilirim, ama kimse duymasın!
Saygı, insanları oldukları gibi kabul etmek ve başkalarının sınırlarına değer vermek demek. Bu bazen birinin kişisel alanına girmemek, bazen de “Arkadaşım, şu an gerçekten evde sadece ben miyim?” diyerek başkalarına sınır koymak olabilir. Mesela, kafede telefonunu hala açmayan arkadaşını uyandırmak gibi bir saygısızlık yapmamalısın. Tamam, ben bazen unutuyorum ama işte bu da saygının sınırları!
İç Ses: “Şu An Etik Mi?”
Daha önce de belirttiğim gibi, hayat bazen kafanı karıştırıyor. Mesela geçen gün kahvemi içip dışarıda yürürken, birinin ceketini yere düşürdüğünü gördüm. Ama şöyle bir şey var ki, ben o ceketle hiç ilgilenmedim. Kendime dedim ki: “Ya, kim bilir belki de o ceket geri gelene kadar kaybolur.” Bu durum, bana ahlaki bir çıkmazda gibi hissettirdi. Ne yapmalıyım? Ceketi alıp sahibine vermeli miyim? Yoksa sadece gözümü kapatıp yoluma mı devam etmeliyim?
Bazen insan, gerçekten doğru ne biliyor, ne yapacak kadar etik oluyor, işte o anlarda sorular soruyor ve bazı şeyler daha karmaşık hale geliyor.
Empati: Diğer Tarafa Bir Adım At!
Bir arkadaşımın başına gelen durumu hatırlıyorum: “Ya şuna bak, adamın kafasında düşünceler bir arada ama bir türlü düzgün bir cevap veremiyor, kafası karışmış, benim de moralim bozuluyor!” Ne diyorsun? Bunu yaşamak zor, değil mi? İkimizin de yaşadığı o an, empati kurmamı sağladı. O zaman fark ettim ki, empati de önemli bir etik değeri temsil ediyor. Empati, başkalarının duygularını anlamak ve onları içinde bulundukları durumda desteklemektir.
Empati kurmak, bazen sadece dinlemekten geçiyor. Yani, karşındaki kişi ne söylemek istiyorsa, o an anlamak için biraz daha dikkat etmek gerekiyor. Yavaşça ama dikkatli bir şekilde, karşımdaki kişinin düşüncelerini dinleyerek daha sağlıklı bir iletişim kurabiliyoruz.
Sonuç: Etik Değerler ve Günlük Hayatımız
Özetle, evrensel etik değerler, hayatımızın her anına bir şekilde dokunuyor. Her ne kadar bir kahve dükkanında sırada beklerken “Acaba doğru yapıyorum?” diye düşünsek de, bu değerler aslında bizi biz yapan, insanı insan yapan en önemli yönlerdir. Dürüstlük, adalet, saygı, empati gibi değerler, sadece büyük felsefi teoriler değil; günlük yaşantımızın içinde sürekli olarak karşımıza çıkar.
Ve evet, belki bazen “etik değerleri nasıl daha iyi uygularım?” diye sorarak kafayı takıyoruz, ama unutmayalım ki, dürüstlük bazen çok samimi olmak, saygı bazen biraz sabır gerektiriyor ve adalet, başkalarının haklarına saygı duymaktan geçiyor. Aslında etik değerler, hayatın kendisidir ve ne kadar basit görünüyor olsa da, bizi mutlu insanlara dönüştürür.
O yüzden, biraz gülüp, biraz ciddi olup, bu değerlerle yaşamaya devam edelim!